DERNEKÇİLİĞİN GÜCÜ TABELADAN DEĞİL, BİRLİKTELİKTEN GELİR

Yazar: Oktay Cem OKUTAN

DERNEKÇİLİĞİN GÜCÜ TABELADAN DEĞİL, BİRLİKTELİKTEN GELİR

Türkiye Asansör Sektörüne Bir Başkanın Çağrısı

“Bir derneğin gücü başkanının unvanından değil, üyelerinin omuz omuza durmasından gelir. Dernekler güçlü değilse federasyon güçlü olamaz; sektör birlik olmazsa en güçlü federasyon bile tek başına sonuç üretemez.”

Oktay Cem OKUTAN
KONAYDER Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye asansör sektörü yıllardır aynı meseleleri konuşuyor.

Haksız rekabeti...

Nitelikli personel eksikliğini...

Standartları...

Denetimleri...

Mevzuatı...

Fiyat politikalarını...

Mesleki eğitimi...

Kamu kurumları karşısındaki temsil gücümüzü...

Ancak bütün bunların üzerinde duran ve belki de yeterince açık konuşmadığımız çok daha temel bir problemimiz var:

BİRLİK OLAMAMAK.

Bugün bu yazıyı yalnızca KONAYDER adına kaleme almıyorum.

Türkiye'nin dört bir yanında faaliyet gösteren asansör derneklerimize, dernek başkanlarımıza, yönetim kurullarımıza, federasyon yapımıza ve en önemlisi bu sektörün gerçek sahibi olan meslektaşlarımıza hitap ediyorum.

Çünkü mesele artık Konya'nın, İstanbul'un, Ankara'nın, İzmir'in veya herhangi bir şehrin meselesi değildir.

Mesele;

Türkiye asansör sektörünün ortak hareket edebilme kabiliyetidir.

DERNEK KURMAK KOLAY, DERNEKÇİLİK YAPMAK ZORDUR

Dernek kurmak zor değildir.

Tüzük hazırlanır.

Yönetim seçilir.

Başkan belirlenir.

Tabela asılır.

Fotoğraflar çekilir.

İlk toplantılarda heyecan yüksektir.

Ama gerçek dernekçilik bundan sonra başlar.

Bir kuruma gidilecektir.

Bir rapor hazırlanacaktır.

Mevzuat takip edilecektir.

Bir eğitim düzenlenecektir.

Bir sektör sorunu için resmi yazı hazırlanacaktır.

Üyeler aranacaktır.

Bir proje için günlerce çalışılacaktır.

Birilerinin zaman ayırması gerekecektir.

Birilerinin ticari işinden fedakârlık yapması gerekecektir.

İşte tam burada derneğin gerçek gücü ortaya çıkar.

Çünkü dernekçilik;

“Başkan yapsın.”

“Yönetim çözsün.”

“Federasyon halletsin.”

Anlayışıyla yürütülemez.

Gerçek dernekçilik;

“BEN BU YAPININ NERESİNDEYİM?” diye sorabilmektir.

DERNEK, BAŞKANIN DEĞİL SEKTÖRÜN KURUMUDUR.
SEKTÖR SAHİP ÇIKMAZSA TABELA KALIR, ETKİ KAYBOLUR.

AYSAD ÖRNEĞİNİ DOĞRU OKUMALIYIZ

Türkiye asansör sektöründe uzun yıllardır kurumsal yapısını, sektör içindeki ağırlığını ve sürekliliğini koruyan AYSAD gibi kuruluşlar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.

Kurumsal yapı tesadüfen oluşmaz.

Bir dernek;

Üyeleri sahip çıktığında,

Komisyonları çalıştığında,

Sanayicisi destek verdiğinde,

Bilgi ürettiğinde,

Süreklilik sağladığında,

Kurumsal hafıza oluşturduğunda

Güçlü hale gelir.

AYSAD örneğini verirken herhangi bir derneği diğerlerinin üzerinde göstermek gibi bir düşüncem yok.

Tam tersine, Türkiye'deki bütün sektör derneklerinin çıkarması gereken ders olduğunu düşünüyorum.

KURUMSAL GÜÇ, BİRLİKTELİĞİN SONUCUDUR.

Bir derneğin arkasında üyeleri varsa o derneğin sözü ağırlık kazanır.

Sektörü arkasında olmayan bir başkan ise ne kadar gayretli olursa olsun bir noktadan sonra yalnız kalır.

Bu nedenle Türkiye'deki bütün derneklerimizin kendi içlerinde önce şu soruyu sorması gerektiğine inanıyorum:

Biz gerçek anlamda bir meslek örgütü müyüz, yoksa birkaç fedakâr insanın ayakta tuttuğu bir yapı mıyız?

KONAYDER OLARAK BİZ DE BUNU YAŞIYORUZ

KONAYDER olarak 2008 yılından bu yana derneğimizi yeniden daha aktif, daha görünür ve daha kurumsal hale getirebilmek için ciddi bir gayret gösteriyoruz.

Kamu kurumlarının kapısını çaldık.

Sanayi ve ticaret kuruluşlarımızla temas kurduk.

Mesleki eğitim konusunda girişimlerde bulunduk.

Sektör sorunlarını gündeme taşıdık.

Projeler hazırladık.

Yazışmalar yaptık.

Toplantılar düzenledik.

Konya asansör sektörünün daha güçlü şekilde temsil edilmesi için elimizden geleni yaptık.

Elbette eksiklerimiz vardır.

Elbette hatalarımız olmuştur.

Ama bir şeyi yapmadığımız söylenemez:

Kenarda durup seyretmedik.

Elimizi taşın altına koyduk.

Ancak artık şunu da açıkça ifade etmek gerekiyor:

BİZ DE YORULDUK.

Bu bir küskünlük değildir.

Bu bir kaçış değildir.

Bu bir durum tespitidir.

Birkaç kişinin gayretiyle bir derneği belli bir süre ayakta tutabilirsiniz.

Ama birkaç kişinin sırtına bütün sektörün yükünü bırakırsanız, bir gün o insanlar da yorulur.

FEDERASYONUN GÜCÜ NEREDEN GELİR?

Burada özellikle üzerinde durmak istediğim bir başka konu var:

Federasyon.

Federasyondan çok şey bekliyoruz.

Sektör adına güçlü konuşmasını bekliyoruz.

Kamu kurumlarında etkili olmasını bekliyoruz.

Mevzuata müdahil olmasını bekliyoruz.

Haksız rekabet karşısında tavır almasını bekliyoruz.

Eğitim, standart, denetim ve sektör politikalarında söz sahibi olmasını bekliyoruz.

Bunların hepsi doğrudur.

Federasyon zaten bunun için vardır.

Ancak bir gerçeği de kabul etmeliyiz:

FEDERASYON KENDİ KENDİNE GÜÇ ÜRETEN BİR YAPI DEĞİLDİR.

Federasyonun gücü derneklerden gelir.

Derneklerin gücü üyelerinden gelir.

Üyelerin gücü ise ortak iradeden gelir.

Bu zincirin en alt halkası çalışmazsa üstteki yapının güçlü olması mümkün değildir.

Dernek toplantısına gitmeyeceğiz...

Çalışma grubunda görev almayacağız...

Yerelde sorumluluk üstlenmeyeceğiz...

Ortak kararların arkasında durmayacağız...

Sonra da;

“Federasyon neden bir şey yapmıyor?”

Diyeceğiz.

Bu denklem doğru değildir.

Tatlı sert söylemek gerekirse:

BİRLİKTELİK YOKSA, ASANSÖR FEDERASYONU'NUN BİLE TEK BAŞINA YAPABİLECEĞİ ŞEYLER SINIRLIDIR.

En iyi başkanı seçebilirsiniz.

En iyi yönetim kurulunu kurabilirsiniz.

En güzel ofisi açabilirsiniz.

En güçlü açıklamaları yapabilirsiniz.

Ama tabandaki dernekler ve üyeler harekete geçmiyorsa kurumsal güç kâğıt üzerinde kalır.

FİRMA ÜYEYE, ÜYE DERNEĞE, DERNEK FEDERASYONA, FEDERASYON DA SEKTÖRE GÜÇ VERMELİDİR.

“DERNEK NE YAPTI?” SORUSUNUN YANINA BİR SORU DAHA EKLEYELİM

Hepimiz zaman zaman soruyoruz:

“Dernek ne yaptı?”

“Federasyon ne yaptı?”

“Bizi kim temsil ediyor?”

Bu sorular yanlış değildir.

Tam tersine sorulmalıdır.

Ancak yanında başka sorular da olmalıdır:

Ben kaç toplantıya katıldım?

Kaç çalışmada görev aldım?

Derneğim destek istediğinde yanında oldum mu?

Bir sektör sorununu sadece WhatsApp grubunda mı konuştum, yoksa çözüm masasında da bulundum mu?

Kendi ticari menfaatimin biraz ötesine geçip sektörün ortak menfaatini düşünebildim mi?

Bu soruları başkasına değil, önce kendimize sormalıyız.

Ben de soruyorum.

Başkanlar da sormalı.

Yönetimler de sormalı.

Üyeler de sormalı.

Federasyon da sormalı.

Çünkü dernekçilik sadece talep etmek değildir.

Katkı vermektir.

BAŞKANLIK FOTOĞRAF ÇEKTİRME MAKAMI DEĞİLDİR

Dernek başkanlığı dışarıdan güzel görünebilir.

Protokolde oturursunuz.

Toplantılara katılırsınız.

Fotoğrafınız yayınlanır.

Kartvizitinizde bir unvan vardır.

Ama işin görünmeyen tarafı vardır.

Telefonlar...

Dosyalar...

Sorunlar...

Toplantılar...

Kurum görüşmeleri...

Üye talepleri...

Projeler...

Evraklar...

Ve bazen herkesin konuştuğu ama birkaç kişinin çözmeye çalıştığı meseleler...

Bu nedenle başkanlık bir makam değil;

Yük taşıma yeridir.

Ama hiçbir yük sonsuza kadar birkaç kişinin omzunda bırakılamaz.

TÜRKİYE ASANSÖR SEKTÖRÜNÜN İHTİYACI: ORTAK AKIL

Türkiye'nin çok güçlü bir asansör sanayisi var.

Üreticilerimiz var.

Montaj firmalarımız var.

Bakım firmalarımız var.

Mühendislerimiz var.

Yıllarını bu işe vermiş ustalarımız var.

Genç girişimcilerimiz var.

İhracat yapan şirketlerimiz var.

Teknoloji geliştiren firmalarımız var.

Ama bütün bu güç parçalı kaldığında gerçek potansiyelini ortaya koyamıyor.

Biz ticarette rakip olabiliriz.

Ama;

İnsan güvenliğinde,

Mesleki eğitimde,

Standartlarda,

Sektör itibarında,

Adil rekabette,

Mesleğin geleceğinde

Rakip değiliz.

AYNI GEMİDEYİZ.

TÜRKİYE'DEKİ BÜTÜN ASANSÖR DERNEKLERİNE ÇAĞRIMDIR

Derneklerinizi güçlendirin.

Dernekler arasında duvar değil köprü kurun.

Ortak meselelerde aynı masaya oturun.

Başkanlar birbirini rakip görmesin.

Şehirler birbirini rakip görmesin.

Üretici ile montajcı birbirini rakip görmesin.

Federasyon ile dernekler arasında kopukluk değil sürekli iletişim olsun.

Gençleri yönetime dahil edin.

Komisyonları işler hale getirin.

Bilgi paylaşın.

Projeleri paylaşın.

Başarıyı paylaşın.

Yükü de paylaşın.

Çünkü birliktelik yalnızca aynı fotoğraf karesinde durmak değildir.

Aynı mesele için birlikte bedel ödemektir.

SON SÖZ

Bir asansörün bütün yükünü tek bir halata yüklemeyiz.

Çünkü biliriz:

Yük paylaşılırsa sistem güvenlidir.

Sektörün yükü de böyledir.

Bir başkana yüklenmez.

Bir derneğe yüklenmez.

Federasyona da tek başına yüklenmez.

Herkes sorumluluğunun bir kısmını taşımalıdır.

KONAYDER'in de,

AYSAD'ın da,

Türkiye'nin diğer bütün asansör derneklerinin de,

Asansör Federasyonu'nun da gerçek gücü;

Arkalarında duran insanlardan gelir.

Bunu başarabilirsek;

Derneklerimiz güçlenir.

Federasyonumuz güçlenir.

Sektörün kamu karşısındaki sözü güçlenir.

Mesleğimiz güçlenir.

Bunu başaramazsak;

İsimlerimiz, unvanlarımız ve tabelalarımız olabilir.

Ama gerçek kurumsal gücümüz olmaz.

Bu nedenle son sözümü bütün sektörümüze söylemek istiyorum:

DERNEKÇİLİĞİN GÜCÜ BİRLİKTELİKTEN GELİR.

Birlik varsa dernek güçlüdür.

Dernekler güçlüyse federasyon güçlüdür.

Federasyon güçlüyse sektör güçlüdür.

Ama herkes seyirci kalırsa;

Ne başkan yeter,

Ne yönetim yeter,

Ne dernek yeter,

Ne de federasyon.

Artık seyirci değil, sektörümüzün geleceğinden yana taraf olma zamanıdır.